Kısa cevap: Sabit vadeli mevduat seçiminde tek başına en yüksek faiz oranını aramak yetmiyor. Ben kendi hesaplarımı açarken beş şeye bakıyorum: net getiriye (stopaj sonrası), vade uzunluğunun paramın gerçek ihtiyacına uyup uymadığına, faizin vade sonunda mı yoksa dönemsel mi ödendiğine, erken çekim/bozdurma koşullarına ve vade sonunda otomatik yenilemenin hangi oranla yapılacağına. Bu beşini yan yana yazdığınızda, ekranda "en yüksek" görünen ürünün çoğu zaman en iyisi olmadığını fark ediyorsunuz.
İlk mevduatımı açtığımda bankanın vitrinindeki oranı hesap makinesine yazıp hayal kurmuştum. Vade sonunda gelen tutar beklediğimden düşük çıktı, çünkü faiz gelirinden stopaj kesiliyor. Kesinti oranı vade uzunluğuna göre farklılaşabiliyor ve mevzuatla zaman zaman değişiyor; bu yüzden hesap açmadan önce bankadan "net faiz tutarı ne olacak?" diye açıkça soruyorum. Çoğu bankanın internet şubesinde vade simülasyonu var, orada net tutarı görebiliyorsunuz.
İkinci adım, bu net getiriyi enflasyonla karşılaştırmak. Nominal olarak kazanmış gibi görünüp alım gücü kaybetmek mümkün; reel faiz hesabını bir kez öğrenip her teklifte uygulamak alışkanlık haline geldi bende. Sitedeki reel faiz ve enflasyon–faiz ilişkisi anlatımları tam olarak bu mantığı kuruyor.
En sık yaptığım hata buydu: oran 6 ayda daha iyi diye parayı 6 aya bağlamak, sonra üçüncü ayda araba lastiği patlayınca hesabı bozmak. Vade seçerken kendime tek soru soruyorum: Bu parayı vade sonuna kadar hiç dokunmadan bırakabilir miyim? Cevap "belki" ise vadeyi kısaltıyorum.
Pratikte işe yarayan yöntem, merdiven (ladder) kurmak: parayı tek blok halinde tek vadeye bağlamak yerine örneğin üç parçaya bölüp 1, 3 ve 6 aylık vadelere yaymak. Böylece her ay veya her çeyrekte bir dilim serbest kalıyor; nakit ihtiyacında hesap bozmak zorunda kalmıyorum ve faizler yükselirse yeni oranlara geçebiliyorum.
| Yaklaşım | Avantaj | Zayıf tarafı |
|---|---|---|
| Tek uzun vade | Genelde daha yüksek oran, oranlar düşerse korunma | Likidite yok, erken çekimde faiz kaybı |
| Kısa vade + yenileme | Esneklik, artan faiz ortamında avantaj | Oran düşerse getiriniz de düşer |
| Merdiven | Denge: hem nakit hem oran esnekliği | Takip etmesi biraz daha zahmetli |
Aynı orana sahip iki ürün farklı getiri verebilir. Faiz vade sonunda tek seferde ödeniyorsa bileşik etki yoktur; dönemsel ödenip ana paraya ekleniyorsa (ya da siz yeniden yatırıyorsanız) bileşik faiz çalışmaya başlar. Uzun vadede fark ciddi hale geliyor. Ben düzenli gelir ihtiyacım yoksa faizin ana paraya eklendiği yapıyı tercih ediyorum; hedef tutara ulaşma hesaplarında da bu varsayımı kullanıyorum.
Bir de faiz hesaplama günü detayı var: bazı bankalar hesabı açtığınız gün faiz işletmez ya da valör uygular. Küçük gibi görünse de kısa vadelerde birkaç günün etkisi hissediliyor.
Sabit vadeli mevduatın adı üstünde: vadesinden önce bozarsanız çoğu bankada o döneme ait faizin tamamını kaybediyorsunuz, ana para elinize geçiyor ama kazanç sıfırlanıyor. Bazı ürünlerde ise düşük bir "vadesiz hesap faizi" işletiliyor ya da kısmi çekime izin veriliyor. Ben hesap açarken üç şeyi soruyorum:
Bunların yanına bir de mevduat sigortası konusunu ekliyorum: hangi kurumun hangi kapsamda güvence verdiğini ve bakiyemin sigorta limitinin neresinde durduğunu bilmek, özellikle daha yüksek oran veren küçük bankalarla çalışırken önemli.
Beni en çok üzen kayıp, unutkanlıktan kaynaklandı. Bir hesabım vade sonunda otomatik yenilendi ama "kampanyalı" oran değil, bankanın o günkü standart tarifesi uygulandı. Fark küçük değildi. O günden beri iki şey yapıyorum: sözleşmede yenilemenin hangi oranla yapılacağını kontrol ediyorum ve vade bitiminden birkaç gün öncesine telefonuma hatırlatma koyuyorum. Yenileme seçenekleri genellikle "ana para + faiz yenilenir", "sadece ana para yenilenir, faiz vadesiz hesaba geçer" ya da "yenilenmez" şeklinde. Hangisini seçtiğinizi bilerek seçin.