Kısa cevap: Merkez bankası faiz oranı, TCMB'nin bankalara verdiği kısa vadeli fonlamanın fiyatıdır. Para Politikası Kurulu bu oranı belirler, bankalar da kendi mevduat ve kredi fiyatlamalarını buna göre yeniden kurar. Yani politika faizi doğrudan sizin hesabınıza yazılan bir oran değil; ama bir hafta ile birkaç ay içinde vadeli mevduatınıza, kredi taksitinize, tahvil getirinize ve dolaylı olarak kura kadar her şeye sızan bir referanstır. Ben bu mekanizmayı öğrendikten sonra tasarruf kararlarımı "bankam ne veriyor" sorusundan çıkarıp "TCMB nereye gidiyor" sorusuna bağladım ve fark ettim ki zamanlama, oranın kendisinden bazen daha önemli.
TCMB'nin ilan ettiği politika faizi, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranıdır. Basitleştirerek anlatayım: bankalar günlük işleyişte nakit ihtiyacı duyar. Bu ihtiyacı karşılamak için ellerindeki devlet tahvillerini teminat gösterip Merkez Bankası'ndan bir haftalık borç alır. Bu borcun fiyatı politika faizidir.
Buradaki kilit nokta şu: bir bankanın fon maliyeti politika faizinin altına kolay kolay inmez. Çünkü banka size mevduat faizi olarak Merkez Bankası'ndan borçlanma maliyetinden çok daha azını teklif ederse, sizin paranıza ihtiyaç duymaz; çok daha fazlasını teklif ederse zarar eder. Bu yüzden mevduat oranlarını takip ederken ilk baktığım şey politika faizinin kendisi, ikinci baktığım şey bankaların bu faizin ne kadar üstüne veya altına konumlandığı oluyor.
Politika faizi tek başına çalışmaz. Onun etrafında bir de faiz koridoru vardır: TCMB'nin gecelik borç alma (alt bant) ve gecelik borç verme (üst bant) oranları. Bankalar günü fazlalıkla kapatırsa parayı alt banttan TCMB'ye yatırır, açıkla kapatırsa üst banttan borçlanır. Yani piyasa gecelik faizi bu iki bandın arasında salınır.
Bunun yanında zorunlu karşılık oranları, menkul kıymet tesisi gibi araçlar da devrede olur. Bu araçlar faizi doğrudan değiştirmese bile bankaların elindeki kullanılabilir parayı azaltıp artırdığı için kredi ve mevduat fiyatlarını etkiler. Bazı dönemlerde politika faizi sabit kalırken kredi faizlerinin ciddi biçimde hareket ettiğini görürsünüz; genellikle arkada bu ikincil araçlar vardır.
Para Politikası Kurulu ayda bir kez toplanıp kararı ve gerekçeli metnini yayımlar. Ben yıl başında bu toplantı takvimini ajandama işaretliyorum, çünkü vadeli mevduatımın vade sonunu toplantı tarihlerinin hemen sonrasına denk getirmek elime somut avantaj sağlıyor. Faiz artırım beklentisi varsa vadeyi kısa tutup karardan sonra daha yüksek orandan yenilemek; indirim döngüsü başlamışsa vadeyi uzatıp mevcut yüksek oranı kilitlemek mantıklı oluyor.
Karar metninde şu üç şeye bakıyorum:
Politika faizindeki değişimin cebinize ulaşması anlık değil. Kendi gözlemim şu sırayla oluyor:
Burada gözden kaçan bir ayrıntı var: nominal faizin yükselmesi otomatik olarak zenginleştiğiniz anlamına gelmez. Önemli olan enflasyondan arındırılmış reel getiridir. Politika faizi yükselirken enflasyon daha hızlı yükseliyorsa, kağıt üzerinde kazanıp satın alma gücünüzü kaybediyor olabilirsiniz. Reel faiz hesabını yapmayı ve faiz gelirinden yapılan stopaj kesintisini de denklemin içine koymayı ihmal etmeyin; brüt oranla net getiri arasındaki fark bazen tercih ettiğiniz bankayı bile değiştirir.
| Döngü | Mevduat tarafı | Borç tarafı |
|---|---|---|
| Sıkılaşma (faiz yükseliyor) | Kısa vade, sık yenileme; değişken getirili araçlar | Yeni uzun vadeli kredi almayı ertele, sabit faizli mevcut krediyi koru |
| Zirve / bekleme | Vadeyi kademeli uzatmaya başla | Refinansman fırsatlarını izle |
| Gevşeme (faiz düşüyor) | Uzun vadeli sabit oranı kilitle, uzun vadeli tahvile bak | Kredi maliyeti düşer; yapılandırma zamanı |
Ben tasarrufum