Kısa cevap: Politika faizi takvime bağlı olarak "yazın düşer, kışın yükselir" gibi bir kural izlemiyor. Ama yıllar boyunca mevduat faizlerini not aldığım tablodan gördüğüm şey şu: bankaların müşteriye verdiği oranlar ve piyasa faizleri belirli dönemlerde tekrar eden bir ritim gösteriyor. Yılbaşı ve çeyrek kapanışları öncesinde mevduat kampanyaları sıklaşıyor, tatil sezonunda bankaların acelesi azalıyor, kışın enerji faturaları enflasyonu yukarı çektiğinde beklentiler sertleşiyor. Yani gerçek anlamda bir mevsimsel faiz değişimi var; sadece bu değişim merkez bankasının takviminden değil, likidite ve enflasyonun mevsimselliğinden geliyor.
Birkaç yıl boyunca vadesi dolan mevduatlarımı yenilerken teklif edilen oranları basit bir tabloya yazdım. Amacım fal bakmak değildi, sadece hangi ayda daha iyi pazarlık yaptığımı görmek istiyordum. Bir süre sonra desen belirdi: aralık sonu ve haziran sonu civarında bankaların bana verdiği ek puan, temmuz ortasına göre belirgin şekilde daha cömertti. Politika faizi o dönemlerde sabitti; değişen şey bankanın bilanço takvimiydi.
Bu yüzden mevsimselliği iki katmanda düşünmeyi öneriyorum. Alt katman politika faizidir; merkez bankasının kurul toplantı takvimine ve enflasyon patikasına bağlıdır. Üst katman ise sizin gördüğünüz vitrin faizidir: mevduat, kredi, tahvil getirisi. Alt katman yıl içinde birkaç kez değişirken üst katman neredeyse her ay nefes alıp verir.
Faizin en büyük belirleyicisi enflasyon olduğu için, enflasyonun mevsimselliği doğrudan faize yansır. Pratikte gözlemlediğim üç dönem şöyle:
Enflasyon ile faizin nasıl birbirini kovaladığını daha ayrıntılı anlatan sayfayı okuduysanız buradaki mantık tanıdık gelecek: mevsimsel gürültüyü ayıklamayan yatırımcı, geçici bir düşüşü trend sanıp uzun vadeyi yanlış zamanda kilitliyor.
Bankaların mevduat toplama iştahı yıl içinde dalgalanır. Çeyrek ve yıl sonu kapanışlarına yaklaşırken bilanço büyüklüğü ve likidite rasyoları önemli hale gelir; bu dönemlerde "yeni müşteriye özel", "ilk 32 gün" tipi oranlar çoğalır. Yaz ortasında, özellikle uzun bayram tatillerinin olduğu haftalarda ise pazarlık gücünüz azalır çünkü karşı tarafın hedef baskısı düşüktür.
Benim yaptığım şey basit: vadelerimi bilinçli olarak çeyrek sonlarına denk getirmek. 92 günlük yerine 88 veya 95 günlük vade seçerek yenileme tarihini aralık sonu, mart sonu gibi noktalara çekiyorum. Aynı parayla, sadece takvimi ayarlayarak fark yaratmak mümkün. Mevduatta en yüksek oranı ararken ve tasarruf hesabı seçerken hangi kalemlere bakılacağını anlatan içerikler bu pazarlığın diğer yarısını oluşturuyor.
Turizm gelirlerinin yoğunlaştığı yaz aylarında döviz arzı artar; bu, kur üzerindeki baskıyı bir miktar hafifletir. Kur baskısı azaldığında para politikasının eli görece rahatlar. Sonbaharda tablo tersine döner: turizm geliri azalır, enerji ithalatı artar. Döviz hesaplarında getirinin hem faizden hem kur farkından oluştuğunu biliyorsanız, bu ritmin neden önemli olduğunu görürsünüz. Yaz aylarında dövizde faiz kazanırken kur tarafında yerinde saymak, kışın tersini yaşamak sık rastlanan bir deneyim.
| Dönem | Sık görülen eğilim | Benim davranışım |
|---|---|---|
| Ocak–Mart | Yıllık zamlar enflasyonu yukarı çeker, faiz beklentisi sıkı | Kısa vade, mart sonu yenileme |